Kaydol

Oyunlar

Link 1
Link 2
Link 3
Link 4
Link 5
Link 6

Linkler

geyiklipara.com
noetikart.com
mustafakarnaskitaplari.com
Link 1
Link 2
Link 3
Link 4
Link 5
Link 6
Tıkla aradığın seni bulsun!
Ama bize katılman gerekiyor.
hayatımızdaki depremler
Hepimizin hayatında bazı dönemler olur, sanki her şey üst üste gelir. Eşimiz, dost bildiğimiz, tanıdığımız herkes bize karşı durur. Bazısı kötülük yapar, bazısı kırar, ortada bırakır, aldatır, yalan söyler, terk eder vs vs. Yani her şeyi hem de en güvendiğimiz, sevdiğimiz insanlar yapar. Tabi bu arada işlerimiz ters gidebilir, para kazanamaz hale geliriz, evimizin düzeni bozulur ve hatta sağlıkla ilgili sorunlar olabilir. Bunların biri veya birkaçını çoğu insan yaşar çünkü hayat deneyimler dünyasıdır ve bizde değişik deneyimlerden geçeriz. Bir şekilde bunları toparlayarak tekrar hayata tutunuruz. Bunların biri veya birkaçı bazen hafif sarsıntılar yaratır ve çabuk toparlanırız. Bazen ise birinin şiddeti o kadar büyüktür ki şiddetli bir deprem gibi tek alandaki bozulma dama taşları gibi tüm alanları yerle bir edebilir. Bazense tüm alanlarımızın hepsi aynı anda küçük sarsıntılar geçirir, bunalırız ama artçı depremler gibi hafif sıyrıklarla geçirebiliriz. Ve bazen ise tüm hayat alanlarımızda çok şiddetli depremler yaşayabiliriz. Öyle ki tutunacak güvenli bir liman kalmamıştır. Gerçekte bunlar ayakta kalmak için büyük deneyimlerdir. Eğer bu kadar şiddetli bir depremde ayakta kalabilirsek zaten bir daha hiç yıkılmayız. Birde bu depremlerin şiddetini her insanın algılayış şeklide farklıdır, bazısı hafif artçıları bile sanki çok büyük bir deprem gibi abartarak yaşar. Bazı insanlar ise çok güçlü depremlerden bile kendi olmanın gücüyle tekrar doğrulur. Gelelim lafı nereye getireceğime, bazen hayata geliş nedenimizle yani fıtratımız yani yaratılışımızla uyumsuz bir yaşamın içinde olabiliriz. Aslında mutlu değilizdir ama idare ettiğimiz için bunu düşünmeyiz. Birde alışkanlıkların getirdiği bildiğimiz ortamlarda iyi hissetme durumu, toplum kuralları falan vardır tabi. Yaşadığımız hayat bize iyi hissettiren hayat mı hiç düşünmeyiz. İşte bizim yaratılışımızdan uzaklaştığımız bu tür durumlarda, insan olarak bizim yapamadığımızı, hayatın kendisi direkt yapar. Yani bazen kendi alanımızdaki düzeltilecekleri biz görmezden gelebiliriz ama bunların oranı artıkça hayat görür. Yaratılışımıza uzaklığımızın şiddetine göre de hayat alanlarımızda sarsıntılar yaşamaya başlayabiliriz, sorunlar başlar. Ciddi durumlarda her şey sarsılır, yıkılır. Tıpkı depreme dayanıksız evler veya yıkılan eski evler gibi. Bu öyle bir durumdur ki hani birinci kat dursun, ikinci kat yıkılsın diyemeyiz. Tüm yaşam alanlarımız kasıp kavrulur. Öyle yıkılır ki her şey, ortalık toz duman içinde kalır, taş taş üstünde kalmadığı gibi, kendinizi bile tozdan dumandan göremez halde olursunuz. Ama yinede tüm durumlarda yılmayıp, tekrar kalkabilmeliyiz, neden mi? Dünyada var olduğumuza göre başka ne yapabiliriz? Hayatın anlamı sadece yaşamaktır ve yaşarken deneyimlerden geçeriz. Aslında iyi kötü değil, sadece OLAN şeyler vardır. Olanlara verdiğimiz cevaplar bizim deneyimlerimizdir ve bunlardan bilgi alırız. Yani ruhumuz olanın BİLGİ’sini alır, bedenimiz olanın ya acısını ya da keyfini alır. Kesin olan tek şey ise her zaman YAŞAMIN bir yolunu bulmak ve devam etmektir. Tabi malum vakit gelip, burada tamamlanıncaya kadar, zaten dünyadan gidiş yani ölüm buradaki yaşamda tamamlanmadır. Bu dünyadayken hep yaşamdan yana olun ve hiç unutmayın, YAŞAM hiçbir zaman ve hiç kimse için TAMAMLANMIŞ değildir. Ne yaparsak yapalım hep bir şeylerimiz eksik, gediklidir. Zaten her şeyin tam olmasını beklemeyin, tamamlanmak yaşamın buradaki seyrinin bitmesi demektir. Bu durumda eksik, gedik alanlarınızı sevin. İşte böyle bir yıkım anında şunu hep hatırlayın, eski evinizin yerine yeni ev yapılması için, eskinin yıkılması gerekir. Hem de tamamının yıkılması gerekir. Eski evin birinci katının üzerine, yeni evin ikinci katı yapılmaz, yama olur, sahte olur. Yeni ev için, eskinin tamamen yıkılması gerekir ki, yeni inşa edilsin. Evet, yaşarken hiç kolay değil bilirim çünkü bir sürü yerden darbeler alırsınız. Ama yeninin doğuşu için hep tekrar toparlanın. Sizin için daha iyinin olacağına inancınızı kaybetmeyin. Kendi adıma özellikle geçen iki yılda belki tüm alanlarımda değil ama birkaç önemli alanımda kendimce çok ciddi sarsılmalar yaşadım. Hep sallandım, şaşırdım, ne yapacağımı bilemediğim anlar oldu ama hep tekrar toparlandım ve anlamaya, olanlar üzerinde tefekkür etmeye çalıştım. “Neden oldu, bu benim zihnimi neden böyle etkiledi, olana direnmeden geçsem nasıl olur, eyvallah diyebilir miyim?” Netice kendimce acı çektiğim zamanlar yaşadım, güçsüz hissettim ve şimdi geriye baktığımda, yaşarken bana çok acı veren her olayı iyi ki yaşadım diyorum. Bu nasıl kıymetli bilir misiniz? Olandaki sizin için iyiliği görebilmeniz. Her şeyin sadece sizin daha iyi olmanıza destek için olduğu gerçeği ve tüm hayatın hepimizi her anımızda hep desteklediği gerçeği. Yaratılışın tek gerçeği hepimizi daha iyi haline getirmektir. Evet, yıkılan alanlarım oldu ve yeniden yapılan muhteşem alanlarımda var. Bazen kötü hissetsem de, kendime geldiğim her anda olanların “benim zihnimi neden etkilediği” üzerinde yapabildiğim kadar düşündüm. Tefekkür, normal düşünceden farklıdır. Tefekkürde, normal düşünceden farklı olarak enerjiniz artar. Yaşadığınız olaylarda, bu benim zihnimi neden etkiledi? Diyerek başlayın. Ve bu yıl ise hem yeni alanlarımı daha çok tanıma, anlama halindeyim ve aynı zamanda bazı alanlarımda kuluçkada bekleyen bir kuş gibiyim yani bir şeylerin olgunlaşma, oluşumun kendini devam ettirme aşamaları. İşte bu aşamalar, daha önceki yıkım aşamaları olmadan olmazdı biliyorum. Hepimiz yıkım anlarında acı çeksek de çıkalım, HAYAT GÜZEL, yaşamda olmanın keyfini öğrenelim. Neymiş bu acaba, herkesin dediği KEYİFLİ HAYAT, NEŞELİ HAYAT öğrenelim yahu. Hepimize güzellikleri görebildiğimiz hayatlar diliyorum, sevgiyle kalalım ve her daim kendimize iyi davranalım.
https://bendenbanablog.com/2017/08/02/hayatimizdaki-depremler/
hayatımızdaki depremler
Hepimizin hayatında bazı dönemler olur, sanki her şey üst üste gelir. Eşimiz, dost bildiğimiz, tanıdığımız herkes bize karşı durur. Bazısı kötülük yapar, bazısı kırar, ortada bırakır, aldatır, yalan söyler, terk eder vs vs. Yani her şeyi hem de en güvendiğimiz, sevdiğimiz insanlar yapar. Tabi bu arada işlerimiz ters gidebilir, para kazanamaz hale geliriz, evimizin düzeni bozulur ve hatta sağlıkla ilgili sorunlar olabilir. Bunların biri veya birkaçını çoğu insan yaşar çünkü hayat deneyimler dünyasıdır ve bizde değişik deneyimlerden geçeriz. Bir şekilde bunları toparlayarak tekrar hayata tutunuruz. Bunların biri veya birkaçı bazen hafif sarsıntılar yaratır ve çabuk toparlanırız. Bazen ise birinin şiddeti o kadar büyüktür ki şiddetli bir deprem gibi tek alandaki bozulma dama taşları gibi tüm alanları yerle bir edebilir. Bazense tüm alanlarımızın hepsi aynı anda küçük sarsıntılar geçirir, bunalırız ama artçı depremler gibi hafif sıyrıklarla geçirebiliriz. Ve bazen ise tüm hayat alanlarımızda çok şiddetli depremler yaşayabiliriz. Öyle ki tutunacak güvenli bir liman kalmamıştır. Gerçekte bunlar ayakta kalmak için büyük deneyimlerdir. Eğer bu kadar şiddetli bir depremde ayakta kalabilirsek zaten bir daha hiç yıkılmayız. Birde bu depremlerin şiddetini her insanın algılayış şeklide farklıdır, bazısı hafif artçıları bile sanki çok büyük bir deprem gibi abartarak yaşar. Bazı insanlar ise çok güçlü depremlerden bile kendi olmanın gücüyle tekrar doğrulur. Gelelim lafı nereye getireceğime, bazen hayata geliş nedenimizle yani fıtratımız yani yaratılışımızla uyumsuz bir yaşamın içinde olabiliriz. Aslında mutlu değilizdir ama idare ettiğimiz için bunu düşünmeyiz. Birde alışkanlıkların getirdiği bildiğimiz ortamlarda iyi hissetme durumu, toplum kuralları falan vardır tabi. Yaşadığımız hayat bize iyi hissettiren hayat mı hiç düşünmeyiz. İşte bizim yaratılışımızdan uzaklaştığımız bu tür durumlarda, insan olarak bizim yapamadığımızı, hayatın kendisi direkt yapar. Yani bazen kendi alanımızdaki düzeltilecekleri biz görmezden gelebiliriz ama bunların oranı artıkça hayat görür. Yaratılışımıza uzaklığımızın şiddetine göre de hayat alanlarımızda sarsıntılar yaşamaya başlayabiliriz, sorunlar başlar. Ciddi durumlarda her şey sarsılır, yıkılır. Tıpkı depreme dayanıksız evler veya yıkılan eski evler gibi. Bu öyle bir durumdur ki hani birinci kat dursun, ikinci kat yıkılsın diyemeyiz. Tüm yaşam alanlarımız kasıp kavrulur. Öyle yıkılır ki her şey, ortalık toz duman içinde kalır, taş taş üstünde kalmadığı gibi, kendinizi bile tozdan dumandan göremez halde olursunuz. Ama yinede tüm durumlarda yılmayıp, tekrar kalkabilmeliyiz, neden mi? Dünyada var olduğumuza göre başka ne yapabiliriz? Hayatın anlamı sadece yaşamaktır ve yaşarken deneyimlerden geçeriz. Aslında iyi kötü değil, sadece OLAN şeyler vardır. Olanlara verdiğimiz cevaplar bizim deneyimlerimizdir ve bunlardan bilgi alırız. Yani ruhumuz olanın BİLGİ’sini alır, bedenimiz olanın ya acısını ya da keyfini alır. Kesin olan tek şey ise her zaman YAŞAMIN bir yolunu bulmak ve devam etmektir. Tabi malum vakit gelip, burada tamamlanıncaya kadar, zaten dünyadan gidiş yani ölüm buradaki yaşamda tamamlanmadır. Bu dünyadayken hep yaşamdan yana olun ve hiç unutmayın, YAŞAM hiçbir zaman ve hiç kimse için TAMAMLANMIŞ değildir. Ne yaparsak yapalım hep bir şeylerimiz eksik, gediklidir. Zaten her şeyin tam olmasını beklemeyin, tamamlanmak yaşamın buradaki seyrinin bitmesi demektir. Bu durumda eksik, gedik alanlarınızı sevin. İşte böyle bir yıkım anında şunu hep hatırlayın, eski evinizin yerine yeni ev yapılması için, eskinin yıkılması gerekir. Hem de tamamının yıkılması gerekir. Eski evin birinci katının üzerine, yeni evin ikinci katı yapılmaz, yama olur, sahte olur. Yeni ev için, eskinin tamamen yıkılması gerekir ki, yeni inşa edilsin. Evet, yaşarken hiç kolay değil bilirim çünkü bir sürü yerden darbeler alırsınız. Ama yeninin doğuşu için hep tekrar toparlanın. Sizin için daha iyinin olacağına inancınızı kaybetmeyin. Kendi adıma özellikle geçen iki yılda belki tüm alanlarımda değil ama birkaç önemli alanımda kendimce çok ciddi sarsılmalar yaşadım. Hep sallandım, şaşırdım, ne yapacağımı bilemediğim anlar oldu ama hep tekrar toparlandım ve anlamaya, olanlar üzerinde tefekkür etmeye çalıştım. “Neden oldu, bu benim zihnimi neden böyle etkiledi, olana direnmeden geçsem nasıl olur, eyvallah diyebilir miyim?” Netice kendimce acı çektiğim zamanlar yaşadım, güçsüz hissettim ve şimdi geriye baktığımda, yaşarken bana çok acı veren her olayı iyi ki yaşadım diyorum. Bu nasıl kıymetli bilir misiniz? Olandaki sizin için iyiliği görebilmeniz. Her şeyin sadece sizin daha iyi olmanıza destek için olduğu gerçeği ve tüm hayatın hepimizi her anımızda hep desteklediği gerçeği. Yaratılışın tek gerçeği hepimizi daha iyi haline getirmektir. Evet, yıkılan alanlarım oldu ve yeniden yapılan muhteşem alanlarımda var. Bazen kötü hissetsem de, kendime geldiğim her anda olanların “benim zihnimi neden etkilediği” üzerinde yapabildiğim kadar düşündüm. Tefekkür, normal düşünceden farklıdır. Tefekkürde, normal düşünceden farklı olarak enerjiniz artar. Yaşadığınız olaylarda, bu benim zihnimi neden etkiledi? Diyerek başlayın. Ve bu yıl ise hem yeni alanlarımı daha çok tanıma, anlama halindeyim ve aynı zamanda bazı alanlarımda kuluçkada bekleyen bir kuş gibiyim yani bir şeylerin olgunlaşma, oluşumun kendini devam ettirme aşamaları. İşte bu aşamalar, daha önceki yıkım aşamaları olmadan olmazdı biliyorum. Hepimiz yıkım anlarında acı çeksek de çıkalım, HAYAT GÜZEL, yaşamda olmanın keyfini öğrenelim. Neymiş bu acaba, herkesin dediği KEYİFLİ HAYAT, NEŞELİ HAYAT öğrenelim yahu. Hepimize güzellikleri görebildiğimiz hayatlar diliyorum, sevgiyle kalalım ve her daim kendimize iyi davranalım.
https://bendenbanablog.com/2017/08/02/hayatimizdaki-depremler/
safra kesemle yolum ayrıldı
Geçen haftayı biraz zorlu yaşadım, ağrıyla geçen beş günden sonra, 13.ünde safra kesem alındı, cuma taburcu oldum. Haftayı bedenen ağrılı yaşadım ama aradan geçen üç günden sonra olanlara farklı açıdan bakıp hem kişisel değerlendirmemi yapmak ve bu arada artık azıcık eğlenmek istiyorum izninizle. Biraz uzun anlatacağım, biliyorum aranızda çok daha önemli sorunlar yaşayıp geçirenler, hala yaşayanlar vardır. Ben tecrübemi paylaşıyorum ki, sorununuz farklı bile olsa asıl tema önemlidir ve belki bir yerinde size faydası olan bir şey bulursunuz (Bende safra kesesi, başkasında başka organ veya beden uzuvları, bazen tüm beden kaybı olabilir bu son konuya girmeyeceğim). Bundan iki veya üç yıl önceki bir baharda yemyeşil bir tepeden yuvarlanarak çok eğlendiğim günün gecesinde inanılmaz ağrılar yaşayıp, diğer uca tüm gece boyunca gidip gelerek, ertesi sabah safra kesemde taş olduğunu ve birinin pankreas kanalına düşüp tıkadığı için böyle ağır bir tablo yaşadığımı öğrendim. O zamana kadar arada olan hafif ağrılarımı, üstelik çok tipik kese ağrısı olduğu halde buna hiç yormamıştım. Ne demişler terzi söküğünü bilerek geç diker(bu şeklini ben demiş olayım). Netice arada küçük atakları savuşturarak geçip, geçen hafta başındaki ciddi tabloya kadar geldim. Bu ağrılı kısmı uzatmak istemiyorum, çektim ve geçiyor artık. Safra taşını bildiğim halde neden bu konuyu önceden halletmedim, neden ameliyattan kaçtım? Çünkü birincisi Çin tıbbı bilgilerime göre bedene çok gerekmedikçe bıçakla müdahaleyi uygun bulmuyorum. Cerrahi ile alınan organın aynı zamanda enerji meridyeninde de eksiklikler oluşabiliyor. Bunu bildiğim için durumu zorladım. (Bilmek bazen hayata direnç yaratıyor, yani akışı ben biliyorum deyip zorluyorsunuz, bu yüzden her olayda hayatın önünüze getirdiği seçenekleri iyi düşünün, ön yargı yapmayın benim gibi) İkincisi aslında her zaman söylediğim bir şey var, beden- zihin- ruh üçlüsünde, sorun artık beden aşamasına yani fiziksele indiğinde, öncelikli tedavi her zaman bedene olur. Önce bedenin o anki uygun tedavisi neyse o yapılır(gerekirse cerrahi) sonra bu konunun duygusal, ruhsal kısmıyla ilgili neler yapılacağı düşünülür. Enerji Tıbbı bunu söyler ve ben bunu çok doğru bulurum. Bunu niye kendimde yapmadım? Çünkü safra taşının bana ne söylemek istediği konusunu çok uzun düşündüm ve her hassasiyet- alınganlık- kırılganlık davranışımda bunu gözlemleyip, dönüştürmeye çalıştım. Hallederim diye düşündüm sanırım ama olmadı çünkü çok sayıda minik taşlarım vardı ve olay artık tam oturmuştu. İşin aslı kendimde taşın oluşmasına neden olan duyguları kabul etmem zor oldu. Alınganlıklarımı görmek istemedim sanki. (Önerim kendi duygularınız sizi zor gelse de önce olduğunuz şeyi kabul etmeye çalışın, direnmeyin kendinize) Üçüncüsü ameliyathanelerden oldum olası hiç hoşlanmadım, asıl nedenim ameliyat korkum belki, sırf bu nedenle girebilecekken anestezi bölümüne girmedim. Neyse, artık bu aşamalar geçti. Safra kesesi taşları daha iri olunca kanal içinde kalıp, safra kesesi iltihabına neden olabiliyor. Bendeki gibi minik çok sayıda taş olunca bunların uygun anlarda, safra-karaciğer-pankreas yani sindirimin ortak kanalına inip, pankreası hasarlaması gibi bir sorun daha çok olabiliyor. Taş küçükse hemen fırlayabiliyor, aklınızda olsun ve riske atmayın. Olaya üç organ katılınca enzimler birden tavan yapsa da eğer şanslıysanız tedaviyle yavaş yavaş her şey yoluna giriyor, bende olduğu gibi. Netice ameliyata girmeden önceki günler enzimlerimin düşmesi beklendiği için, çarşamba akşam yarın operasyon olacağı net olmadığı için geceyi bunu düşünmeden geçirdim yani akışa bıraktım. Sabah baktım ameliyathanenin yolcusuyum, panikledim tabi (ya uyutulmaktan hiç hoşlanmıyorum ne yapayım), Anestezist arkadaşlar sağ olsunlar nazımı çektiler ama işimi kolaylaştıran asıl şey ameliyathaneye girdiğimde Tarkan’ın yeni albümünden Yolla’nın içerde çalıyor olmasıydı, düşünsenize Tarkan eşliğinde entübasyon, valla her Türk kadını gibi o an mutlu oldum yahu. Netice her şey yolunda, safra kesem geri dönüşsüz aşamadaydı ve bedenin bütününün sağlığı için kendini feda etmesi gerektiği için ölmeden önce öldü. Bu organımla yolumuz böylece ayrıldı. Bütünün iyi olması için parça kendini feda edebilir her zaman her konuda, bunu hep hatırlamak lazım. Eve çıktığım ilk gece, hafif ateşliyken onunla duygusal olarak da vedalaştım. Aslında tüm organlarımla tek tek konuştum yani onlar konuştu, ben dinledim. Çok eğlendim, inanılmaz bir akıştı, tabi o hal içinde not alamadım ama öyle önemli şeyler öğrendim ki hepsinden inanılmazdı. İçim bana her aşamada her şeyin aslının sadece NEŞE olduğunu söyledi durdu, hem şaşırdım hem iyi hissettim çünkü bana kırgın olan hiçbir parçam yoktu, hepsi olması gerekenin olduğunu doğal bir neşeyle biliyordu. Bunu anlamakta zorlanan sadece dışsal bendim. Tüm haftanın başından beri farkında olduğum tek şey, her olanda akışa doğal katılışımdı. İlk defa akışın ne olduğunu bu kadar güzel anladım. Ben sürekli bazı şeyleri geciktiriyordum ve evren bunu benim adıma devraldı, ben sadece uyum sağladım. Sen yapmadın biz kolaylaştıralım dedi her şey bir anlamda, düşünsenize Tarkan’ı bile ayarlamış akış daha ne olsun? İkincisi her ne kadar bedensel ağrılar çeksem de organlarımın sadece neşe istediğini anladım. AKIŞ ve NEŞE bu haftanın tek gerçeğiydi. Her şeyden önemlisi bir konunun çözülmesi, şifalanması için insanın öncelikle sorunu görmesi, sonrasında bunu kabul etmesi gerekir. Bunları yaparsanız tedavi aşaması gelir. Bu arada ameliyata girme düşüncesi insanı çok duygusal yapıyor, mesela annemin gelmesini istemedim ağlarım diye, nitekim geldi ve ağladım. Ailemin her anımı rahatlatan desteği ile her şeyi kolay geçiriyorum, hepinizi çok seviyorum. Sevgili canım beni hep arayıp nasıl olduğumu sordun her anımda, biliyorum hep iyi olmamı istersin. Sevgili arkadaşlarım beni hiç yalnız bırakmadınız, hep yanımda olduğunuz, çok teşekkür ederim hepinize. Bu arada bedenin biyolojik makinesi o kadar muhteşem ki, bedeninizi hepiniz sevin lütfen. Beden iç enerjisini kendini şifalandırmak için kullanacağı zaman, fiziksel olarak sizin kalkmanıza hatta uyanmanıza bile izin vermiyor. Yatarak yarı uyku hali, bu halde enerji iç organların yaraların onarılmasını kolaylaştırıyor, onu zorlamayın. Yara iyileşmesinin aşamaları vardır, ilk 24 saat, ilk 72 saat gibi, gerçekten ameliyattan üç gün sonra ara ara kalkıp dolanmaya başladım, biliyorum içerde onarım var. Bu tür dönemlerde bildiğiniz gibi hafif gıdalar almak gerekiyor çünkü beden enerjisini sindirime kullanmak istemiyor. Antibiyotik alıyorsanız beraberinde probiyotik bir şeyler kullanırsanız iyi olur, bunun için tercihim her gün bir bardak kefir içmek oldu. Şimdilik bu kadar, her gün daha iyiyim ve herkese iyilikler sağlıklar diliyorum.
https://bendenbanablog.com/2017/07/18/safra-kesemle-yolum-ayrildi/
şarkı
Benim artık şarkı söylemem lazım yada şarkıların beni söylemesi lazım. Çünkü sesim iyi değil, mecbur yani şarkılar beni söylesin
https://bendenbanablog.com/2017/07/25/sarki-2/
Zerdeçal
Zerdeçal, lifli ve sarı çiçekleri bulunan çok yıllık bir bitkidir. Geniş yapraklara sahip zerdeçalın rizomları bulunur. Rizomlarını toprak altında büyüten otsu bir bitki olan zerdeçalın kök kısmı tüketilir. Kök kısmı kaynatılarak kurutulur ve kullanıma hazır hale getirilir. Sıcak iklimleri seven zerdeçal, tropik iklim bölgelerinde yetiştirilir. ZERDEÇALIN FAYDALARI NELERDİR? Özellikle Hindistan, Çin ve Endonezya’da yetişmesi sebebiyle bu ülkelerin gerek mutfağında gerekse tıbbi alanlarında kullanılan bir şifalı bitkidir. Yüzyıllardan beri faydaları bilinen bu şifalı bitki, hastalıklara karşı kullanılmasının yanında yemeklere de ayrı bir tat katmıştır. Zerdeçalın çok faydalı bir bitki olması sebebiyle yemeklerinizde baharat olarak da kullanabilirsiniz. Bu sayede birçok hastalığı önlemiş olursunuz. Mide rahatsızlığı çeken kişiler yemeklerinde, salatalarında baharat olarak mutlaka kullanmalıdırlar. KANSERE KARŞI KORUMA SAĞLAR! İçeriğinde kanseri de önemli ölçüde önleyen kukurmin (cucurmin) adlı madde bulunur. Bu sayede kanserli hücrelerin büyümesini önler. Kolon kanseri, cilt kanseri ve göğüs kanseri gibi kanser türlerine karşı oldukça faydalı bir bitkidir. Prostat kanserine karşı koruma sağlamasının yanında prostat kanseri olan hücrelerin büyümesini önler. Yapılan araştırmalara göre radyasyon kaynaklı kanserlere karşı koruma sağladığı ortaya çıkmıştır. Lösemi yani kan kanserine karşı da faydalı bir bitkidir. Yapılan araştırmalara göre çocuklukta lösemiye yakalanma oranını düşürür. KOLESTEROLÜ DENGELER! Kolesterol günümüzde birçok kişinin derdidir. İstediğini yiyememek, yediklerine her zaman dikkat etmek bir süre sonra insanları yormaya başlar. Bu gibi sebeplerle kolesterol hastalığına çare aramak günümüzde çok yaygındır. İşte zerdeçal faydaları sayesinde kolesterolü de dengeler ve bir parça da olsa rahat yemek yemeyi sağlar. ROMATİZMA AĞRILARI MI ÇEKİYORSUNUZ? Kemik ve eklem ağrılarına karşı yararlı sağlar. Hafif eklem ağrılarının yanı sıra eklem iltihabına da iyi gelir. Romatizma, osteoartrit ve romatoid artrit için de faydalı bir bitkidir. ZERDEÇAL NASIL TÜKETİLİR? Yazımızda birçok faydasından bahsettiğimiz zerdeçal, günlük hayatımızda birçok yerde kullanılabilir. Peki zerdeçal kullanımı nerelerde olmalıdır? İşte bu sorunun yanıtı çok basittir. Öncelikle yapılan yemeklerde, turşularda baharat olarak kullanmak mümkündür. Hatta keklerde bile kullanabilirsiniz. Özellikle zerdeçallı pilav herkesin denemesi gereken bir yemektir. Bunun dışında dana, kuzu gibi çeşitli et yemeklerinizde de kullanabilirsiniz. Yemeklerde ve salatalarda baharat olarak da kullanılabilir. Diğer bir soru ise zerdeçalın nasıl kullanılacağı ve zerdeçalın nasıl tüketileceği sorusudur. Yemeklerinize ağız tadınıza göre 1-2 çay kaşığı zerdeçalı baharat olarak kullanmanız mümkündür. Baharat eklediğiniz birçok yemeğe ilave edebilirsiniz. Örneğin kısır, dolma ve hatta köftelerin içine bile koyabilirsiniz. Balla karıştırarak da zerdeçal tüketebilirsiniz. Sadece 1-2 çay kaşığı zerdeçal ile kanser başta olmak üzere birçok hastalığa şifa bulabilir, birçok hastalığı ise önleyebilirsiniz. ZERDEÇALIN ZARARLARI VE YAN ETKİLERİ NELERDİR? Bilinen büyük bir zararı veya yan etkisi yoktur. Fakat bilindiği gibi her şeyin fazlası zarardır, bu yüzden zerdeçalın da aşırı kullanımından kaçınmak gerekir. Yüksek miktarda kullanılırsa kusmaya sebep olabilir. Kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte kullanılmasından kaçınılmalıdır. Ayrıca safra kesesinde taş olanlar ile gastrit, ülser gibi mide rahatsızlığı bulunan kişiler de kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Karaciğer iltihabı olan kişilerin de zerdeçal tüketmesi tavsiye edilmez. Hamile kadınlar doktorlarına danışıp zerdeçal tüketmelidir.
http://beyazyol.com/lists/benjamin/263
Zencefil
Zencefil birçok ülkede kullanılan, Asya kökenli bir bitkidir. Taze yada kuru olarak tüketilmesiyle birlikte zencefilin faydaları oldukça fazladır. Türkiye’de yetişmemesine rağmen birçok ülkeden ülkemize getirilmektedir. Ülkemizin iklimi yetiştiriciliği için uygun değildir. Kökleri baharat ve çay yapımında kullanılmak suretiyle tüketilir. Kahverengi, patates renginde kabukları vardır. ZENCEFİLİN FAYDALARI NELERDİR? Kök zencefil yemeklere eklenerek mutfaklarda kullanılabildiği gibi şifası bol olması sebebiyle sağlık için de kullanılır. Hindistan ve Çin başta olmak üzere bir Asya bitkisidir. Çok eski zamanlardan beri Avrupa’da kullanılmaktadır. İşte zencefilin faydaları; • Birçok hastalığa fayda sağlayan bu bitki, yaklaşık 5000 yıldır tıpta kullanılmaktadır. Baş ağrısı, omuz ağrısı ve kas ağrısı çekenler mutlaka kullanmalıdır. Birçok ülkede özellikle Japonya’da masaj yaparken sırt ağrıları için kullanılır. Aynı zamanda egzersize bağlı kas ağrılarına iyi gelir. Osteoartrit günümüzde yaygın olarak rastlanan bir sağlık sorunudur. Yapılan bir araştırmaya göre, dizlerinde osteoartrit olan kişilerin, düzenli zencefil kullanmasıyla ağrılarında azalma görülmüştür. Eklem ağrılarına da fayda sağlar. Romatizma hastalıkları ve eklem ağrılarını geçirir. Burun tıkanıklığı, soğuk algınlığı, grip ve nezle gibi kış hastalıklarının kolay atlatılmasına yardım eder. Özellikle çayı kış aylarında bolca tüketilmelidir. Öksürüğe yarar sağlaması da faydaları arasındadır. Ses kısıklığına iyi gelir. Kansere karşı koruma sağlar. İçeriğindeki gingerol adlı madde sayesinde anti kanser özelliği vardır. Kolon kanseri başta olmak üzere, pankreas kanseri, göğüs kanseri ve yumurtalık kanseri gibi kanser türlerine karşı koruma sağlar. Adet sancılarına iyi gelir. Adet sancısı çeken bayanların başvurması gereken yegane bitkilerdendir. Yapılan bir araştırmada 150 kadına adet dönemlerinin ilk 3 gününde zencefil kullanması istendi. Sonuç olarak adet ağrılarını önemli ölçüde azalttığı belirtildi. Sindirim sistemini düzenler. Mide bulantısına iyi gelir. Sindirim sistemini rahatlattığı için hazımsızlığı da önler. Bağırsakları yumuşatarak kolay dışkılamaya yardım eder. Bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığa iyi gelir. ZENCEFİL ÇAYI NASIL YAPILIR? Zencefil çayı hazırlamak için bir miktar su kaynatılır. Kaynatılan suyun içine zencefil dilimlenerek atılır. 10 dakika kadar demlendirmeye bırakılır. Demlendikten sonra zencefil çayı, tarçın yada limon ile tatlandırılarak içilebilir. ZENCEFİLİN ZARARLARI NELERDİR? Aşırı miktarda tüketilirse mide bulantısı ve kusmaya sebep olabilir. Ülser gibi mide rahatsızlığı olan kişiler uzak durmalıdır. Kan inceltici ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır. Bu durumda doktorunuza başvurmalısınız. Tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Bu nedenle tansiyon düşürücü ilaçlarla kullanılmamalıdır. Kalp hastalığı olanların da tüketmemesi tavsiye edilir. Hamilelik döneminde kullanmadan önce doktorunuza başvurunuz. Safra taşı olan kişiler zencefil kullanmadan önce doktorlarına başvurmalıdır.
Zakkum
Zakkum ağacı olarak bilinen bir bitkinin ürünü olarak oldukça şifalı olması, bilinir pek çok yerde. Zakkumgiller familyasının en özel ve etkili üyeleri arasında yer alan bu bitki, Akdeniz bölgesinin hemen hemen her yerinde yetişmektedir. Sıcak hava ve nem ile uyumlu bir şekilde büyüyen bu bitkinin en özel faydaları, sağlık konusundadır. Sağlık açısından bizlere büyük faydalar sağlayan bu bitkinin en güzel tedavi yöntemlerinde kullanılması, bizler için önemli bir ölçüttür. Zakkum Bitkisinin Faydaları Nelerdir? • Özel bir şekilde haricen kullanır iseniz, adele olarak isimlendirilen ağrıları gidermeye yarar. • Arı yahut akrep sokmaları ile karşı karşıyaysanız bu ağrıları zakkum ile geçirebilirsiniz. • Düşük dozlar ile kullanır iseniz kalbiniz kuvvetlenecektir. • Vücutta biriken suyun boşaltımı için kullanılır. • İdrar söktürücü özelliği vardır. • Haricen oluşan deri kanserlerine karşı kullanılır. • Deride oluşan lekelere, uyuz kaşıntılarına, bit ve pire sokması gibi ufak kaşıntılara karşı da bu bitki kullanılabilir. • Yapılan pek çok bilimsel araştırma, bu bitkinin kanser hastalığına karşı etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Lakin bu zamana kadar zakkum bitkisi kullanılarak hiç bir kanser ilacı üretilmemiştir. Zakkumun Zararları Nelerdir? Yararlarının yanında hemen hemen hiç bir zararı bulunmamaktadır. Eğer zarardan sayacak isek, yan etkilerinden bahsedebiliriz. Yüksek dozların kullanımı, ister istemez zarar vermektedir. O yüzden kullanmadan önce doktorunuza yahut bu konuda bilgili olan insanlara danışmanız önerilir.
Yıldız çiçeği (Ayı Kulağı)
Yıldız çiçeği ya da halk arasında yaygın bilinen bir diğer adı ile ayı kulağı, şehir merkezlerinde ve doğada serbest halde sıkça karşılaşılabilen bir bitkidir. Papatya ile gül karışımı bir görüntüye sahiptir. Çok çeşitli renklerde çiçek açabilmektedir. Yıldız çiçeği insan sağlığı için oldukça faydalı bir bitkidir. Tüketilme şekillerinden en yaygın olanı çiçeklerinin taze ya da kuru şekilde çay yapılarak içilmesidir. Yıldız çiçeği bitkisinin yağı da çıkarılmaktadır. Ancak farklı bitki yağları ile karıştırılıp bir karışım şeklinde satılmaktadır. Yağı haricen kullanıldığı gibi bir kesme şekere birkaç damla damlatılarak dahilen de kullanılabilmektedir. Yıldız çiçeğinin faydaları • Vücutta çıkan çıban gibi tümör benzeri rahatsızlıkları tedavi eder. • Süt bezlerinde ortaya çıkan tıkanmaları yok eder. • Terleyememe sorununu ortadan kaldırır. • Mide ağrılarına ve şişkinliklere iyi gelir. • Ciltte oluşan şişlik, morluk ve kızarıklar için faydalıdır. • Boğaz ağrısı ve gripal enfeksiyonların tedavisinde takviye olarak kullanılabilir. • Romatizmal ağrıları tedavi eder. • Cinsel uzuvlarda meydana gelen şişlikleri tedavi eder. • Ağızda meydana gelen aft benzeri yaralara faydalıdır. • Balgam söktürücüdür. • Vücuttaki şişkinliklere iyi gelir. • Bebeklerde rahatsız edici gazın çıkarılmasında faydalıdır. • Regl sancılarına iyi gelmektedir. Yıldız çiçeği sulak alanlarda bolca yetişmektedir. Bahar aylarından sonbahar aylarına kadar sık sık görülmektedir. Bu nedenle kolayca temin edilebilmektedir. Nahoş bir tadı olduğu için çay olarak tüketiminde bal gibi doğal tatlandırıcılar kullanılabilir. Uygun ölçülerde kullanımında bilinen bir yan etkisi veya alerjen durumu söz konusu değildir. Ancak bu durum bitkinin gerek çayının gerekse de yağının oransız şekilde kullanılması anlamını taşımamaktadır. Yıldız çiçeği uygun miktarlardan fazla kullanıldığı takdirde ishal ve bağırsakların tahriş olması gibi çeşitli sorunlara sebebiyet verebilir. Bunun için çayının ve yağının bir haftadan uzun süre kullanılmaması gerekmektedir. Uzun süreli kullanmak isteyenler için birer haftalık iki kullanım dönemi arasında bir hafta boşluk bırakılması uygun olmaktadır. Hamile ve emziren kadınlar için etkileri tamamen bilinmemekle birlikte kullanmaları tavsiye edilmemektedir. Ancak süt dokularında meydana gelen sorunların tedavisi amacıyla kullanılmak istenirse bir haftadan uzun süre kullanılmamalıdır.
Yılan Yastığı
Botanik Bilgi : Yılanyastığıgiller familyasından, yaprakları büyük ve koyu kırmızı olan, mide bulandırıcı bir koku salan, büyük yumrulu bir bitkidir. Bilinen Bileşimi : Bitki alkaloide benzer madde aronin, konisin, saponinler, nişasta, yağlı maddeler vs. ihtiva eder Bilimsel adı Dracunculus vulgaris olan yılanyastığı ismini çağrıştırdığının aksine sağlık için göz kamaştırıcı bitkilerden sadece birisidir. Halk arasında Danaayağı, Buzağı otu, Eşekkulağı, Yılanfidanı, Yılanekmeği, Filkulağı gibi değişik isimlerle isimlendirilmektedir. 90 cm. kadar uzayabilen bitkinin yaprakları uzun saplı ve parçalıdır. Etrafa kötü koku yayan yılanyastığı, bunun tam aksine güzel çiçeklere sahiptir. Zehirli olmaları hayvanların ondan uzak durmalarına neden olur. Taze bitkiyi yemek, bulantı, kusma, ishal ve kalpte ritim bozukluklarıyla ölüme yol açan zehirlenmelere neden olabilir. YILANYASTIĞININ FAYDALARI VE ETKİ ALANLARI • Terletici ve balgam söktürücü özelliği bulunmaktadır. • Merhemi hazırlanarak dıştan deriye uygulanabilir. Bu krem yaralara ve mantar hastalığına faydalıdır. • Dhili olarak bronşit, astım, kronik nezle, bağırsak gazları ve romatizma için kullanılabilir. Bunun yılanyastığının tatlandırılması bal tercih edilebilir. • Boğaz ağrısı için kaynatılmış suyu ile gargara yapılabilir. • Ateş düşürücüdür. • Vücuda rahatlık verir. Basurda yararlı bir bitkidir. • Sinirleri uyarır. • Müshil etkileri vardır. • NASIL KULLANILIR? Yumrular haşlandıktan sonra kullanılır. Çünkü taze yumruların zehirli etkileri vardır. Taze yapraklar ve yumru haricen yaraların üzerine konarak kullanılır.
Yılan Otu
Yılan Otu, Centiyane diğer bir adı olan yılan otu olarak da bilinmektedir. Yılan otu bitkisi bir metre boyuna kadar uzayabilir. Genellikle yol kenarlarında, tarlalarda, mezarlık köşelerinde ya da dere ve rutubetli olanlarda kendini rahatlıkla göstermektedir. Temmuz ve ağustos aylarında daha çok çiçek açan yılan otu sarı renkte olan çiçekleri sayesinde etrafa doğal ve güzel görüntü vermesinden ziyade verdiği şifalar sayesinde de en değerli bitkilerden biridir. Yılan otu: Centiyane bitkisi yapı olarak geniş ve iri yapraklı, kökleri kalın ve oldukça dayanaklıdır. Yılan otunun yaprakları ceviz yaprağına da benzetilmektedir. Meyvelerinin uç tarafı ise çanak şeklindedir. İçi sarı, dışıysa esmer renktedir. Aynı zamanda yılan otu güzel kokusu, tatlıya yakın acı tadı ile de dikkat çekerek ön plana çıkmaktadır. Bu özelliğini içerisinde bulundurduğu pektin, tanen, çeşitli alkolitler, yağ ve şeker sayesinde elde etmektedir. Yılan otu ülkemizde çoğunlukla Doğu Karadeniz ve Uludağ’da görülmektedir. Bitkisel tedavide ise en yararlı yeri olan kökü çeşitli ilaç ve şifa verici alanlarda kullanılmaktadır. Yılan otu faydaları: Yılan otunu bir litre suyun içerisine 10 gram atıp bir süre beklettikten sonra süzerek içildiği takdirde: • Güçlü bir kan ve idrar söktürücüdür. • Sindirim sistemimizdeki sinirlerimizi uyararak tükürük ve mide salgılarını artırır. • Vücudumuzda enfeksiyonlardan dolayı meydana gelen ateşi düşürür ve kuvvet verir. • Yılan otunun en etkili yeri olan kökü takatsızlığa, kansızlığa ve kalp rahatsızlığına karşı iyi gelmektedir. • Sakinleştirici özelliğe sahip bit bitkidir. • Gut, bayılma ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. • Mide rahatsızlığı yaşayanlara önerilmektedir. Önemli bir mide dostudur. • Safra söktürücü etkisi vardır. • Hazmı kolaylaştırır. • Gastrit hastalığına karşı önerilmektedir. • Mide yanmalarına karşı kullanılmaktadır. • Cilt için tonik etkisi gösteren bir bitkidir. • Nekahat dönemlerinde beyaz kan hücrelerini artırarak kan yapıcı etkiye sahiptir. • İştahı düzenlemek için önerilmektedir. • Bağırsak sorunlarında tedavi edicidir. • İshale karşı tavsiye edilmektedir. • Nezle olanlar için tavsiye edilmektedir • Yaraları kapatma etkisine sahiptir. • Karaciğer ve dalak tutukluklarında açıcı etkisi vardır.